Onu düşünüyorum hep. Onunla konuşuyoruz hep. Sabah akşam. Bu sefer, yıllar sonra, ilk defa bu kadar yakın hissetmişken işin içine etmekten korkuyorum.
Herkese ondan bahsetmek istiyorum ama bir batıl inanç da mevcut. İş bozulacak diye korkuyorum anlatmaya başlarsam. Hep aklım onda ve aklımdan çıkmasını istemiyorum.
Adı konulsun istiyorum hemen. Korkularım azalır ve sadece beraber açık açık bu duyguları yaşarız diye düşünüyorum. Hemen olsun istiyorum ama acele edip kaçırmaktan korkarken bir yandan, bir yandan da geç kalmaktan korkuyorum.
Bu hisler bir daha yaşanabilirmiș demek ki. 20-25 yıl önceki endişeler bunlar belki de. İçimde yaşadıklarımı bilmediğinden arada attığım geri vitesleri anlamıyor. Benim neyim seni korkutuyor, üzülüyorum bile demişliği var. Ben kendimden korkuyorum. Bir yerde bir hata yapıp başlamadan kaybetmekten korkuyorum. Gel de anlat.
Temkinli bir insan olduğunu düşünüyorum. Ama buna rağmen yeteri kadar sinyal verdiğini düşünüyorum. Acaba onun aklından ne geçiyordur? Neyi, ne zaman yapmamı bekliyordur?
Her şey aslında çok yavaş başladı. Çok da ilgi uyandırmamıştı içimde tanıştırılmamız bahsi açıldığında. Birini aramıyordum. Aramayı bırak bir daha olmayacağından emindim. Kabul etmiştim.
Önce biraz yazıştık. Meğer Hamburg'ta aynı anda aynı yurtta bile kalmışız.
Konuştukça yavaş yavaş arttı ilgim. Sonra ilk buluşmadan sonra bir tık daha fazla konuşmaya başladık. Ama her şey aslında ikinci buluşmadan sonra oldu. İçimde bir heyecan başladı. İletişim çok çok daha arttı. Arttıkça kıpırtılar arttı. Onun neticesinde de paylaşım daha da arttı. Eksponansiyel ilerliyor herşey. Karşılıklı olduğundan neredeyse eminim.
10 gün kadar önce rüyamda öpüştük. Bunun gerçekten olacağı gün gelsin istiyorum en kısa zamanda. En azından çok hızlı ilerlediğim, korkutup kaçırabileceğim endişelerim bitsin ya da azalsın. En azından bazı şeyler default yapmam gereken şeyler olmuş olsun. Sadece yeteri kadar yapabiliyor olup olmamaktan endişeleniyor olayım illa bir şey olacaksa da. Ama onları da açıkça konuşabilir oluruz.
Ben böyle birini bulmayı ummuyorken (nasıl birini yazmayacağım) nereden çıktı durup dururken? Buradan da hayal kırıklığı çıkarsa dükkanı kapatıp yatmak tercihim.
Bence o da kendi hikayesinden o ya da bu sebeple çekinceli davranmaya çalışıp üstüne koyarak ilerlerken (ama hala kendi sınırlarını bile aşarken - ki bence o da kendisine şaşırıyordur) bu iş olmazsa bence cidden bırakayım lütfen bu işleri. Bu duyguları unutmuştum ama bu tip üzüntülere de alışmama gerek yok.
40larımızdayız ve çocuğu var. Onunla yollarımız teğet geçmiş olduğunda 20 yıl önce Hamburg'ta yollarımız böyle kesişmis olsa; neler olurdu, ne kadar başka ve muhtemelen ne kadar güzel bir hayatım olurdu diye dertlenecek değilim. Büyük ihtimalle yürütemezdik bile. Ben çok olmamış üründüm. Onu çok kısa zamanda kaybederdim. Bu yüzden kadere isyan edecek modda değilim 20 yıl önce olmamış şeyler için. Evet geç buldum onu ama 20 yıl değil 3-5 yıl geç diye düşünüyorum. Ama daha da erken kaybetmekten korkuyorum. Hala 40lardayız. Abim gibi 52imde ölebileceğimi hiç düşünmedim. Belki 30-40 yıl var önümde. Bence onunla gelecek mental sağlık ömrüme ömür bile katar. Yaşamaya anlam katan biri ve birliktelik. Kalan süresi her ne olursa olsun hayatımın, onu güzelleştirir bence o.
Umarım tümüyle yanılmıyorumdur. Muhtemelen ondan 2 adım önde olsam da kaybetmedikten sonra geriden gelmesine okeyim. Aslında en çok üzülmekten korkuyorum. Yıllardır kapalı bir kapı açıldı. Hayal kırıklığına hiç de hazır değilim. Ama bu hikaye şekillenmeyecekse bile benim çok hızlı hareket edip korkutup kaçırmamdan olsun ya da geç kalkmamdan. Yıllar sonra işte bu insan diye hissetmişken onu da yanlış kişiye hissetmiş olma ihtimali ile yüzleşmek istemiyorum hiç.
Korkuyorum anne!
-----
Update on 19 april
Haftasonu geçti. Evine döndü. Güzel bir haftasonu oldu. Detaylı yazmak istemiyorum şimdilik. Bu update i de içimdeki heyecanla anında en iyi arkadaşlara onu yazmamak için yapıyorum (bu kendimden başka kimsenin okumadığı blogda).
Üniversite yıllarında Selcan'a matematik temelli yaptığım felsefe geldi sadece aklıma. Türev ve integral üzerinden. Belki bir gün unutursam diye hala aklımda iken onu da buraya not düşeyim bari şimdi:
Mutlu bir hayat nedir? Nasıl olur? sorularının cevabı zor. Türevi bize bir fonksiyonun (x eksenine/t zamanına vs göre) kontrol hacmi dedikleri en küçük teorik imaginable ölçüde değişimi diye anlattılar. İntegral ise türevin tersi. Bu küçük aralıklardaki değişimlerin total etkisini gösteriyor.
Şimdi mutlu hayatın formülünün türevini aldığımızı düşün zaman üzerinde. En küçük delta t deki değişimi oluyor bu. Buna control volume deki değişimi dediler demiştim. Şimdi biraz da kelime tanımını kullanalım control volume ündeki "control"ün. "Kontrol edebileceğin bir şeydeki" değişim. Mutlu hayat nedir sorusuna odaklanmaz ve türevine bakarsak ve kontrol edebileceğimiz pozitif değişikleri yaparsak bunun integraldeki etkisi de pozitif olacaktır. Hayatsa nedir? Bu delta t lerin toplamı (integrali). Bir fonksiyonun türevini alıp sonra da sonucun integralini alırsan esas (orijinal) fonksiyondaki t ye bağlı olmayan şeylerin (sabitin) asıl ne olduğunu bulamazsın. Buna da en basitinden herkesin sabiti kendine diyeyim. Onun için tek bir genel geçer mutluluk formülü bulamıyor filozoflar. Asıl soru da bu olmamalı. Sabiti ne olursa olsun esas fokus kişinin kendisinin en iyisi olmasına odaklanması olmalı.
F = 2 t + 5 in türevi 2. Yani F' = 2
F' = 2 olan türev fonksiyonun integrali ise F = 2t + C. C burada 3 mü 5 mi bilemeyiz matematiksel olarak.
Kısacası, daha mutlu bir hayat için biz delta t de 2 mi 3 mü 5 mi -1 mi sonucu alacağız ona odaklanmalıyız sadece (F'= 2; F'= 3, F'=5, F'=-1 vs.). Kontrol edebileceğimiz şey bu! Herhangi delta t de ne bizim hayatımıza olumlu katkıda bulunur.
Ana konuya bir kısa dönersek, onun türeve pozitif bir etkisinin olacağına daha da çok inanıyorum bu haftasonundan sonra. Ve dolayısıyla!..
No comments:
Post a Comment