Tuesday, 9 June 2026

Denemeden olmaz Uğurcum

Her şeyin bittiğini artık anladım. Başlarda anlamak istememiştim. Hiç "ara" verme yaşadığımı hatırlamıyorum zaten. Bir kaç hafta arafta dururuz / duruyoruz sanıyordum başta, sonra aylar bile sürebilir gibi geldi ama bir haftadır jeton düştü.

Şimdi (özellikle bu son hafta sonrası) artık geriye yönelik yazmanın zamanı. Gelecek için biraz analiz / ders çıkarma vakti. Bir başka ilişkide en azından aynı hataları yapmamak için bir not olsun bu.

Dipnot: Artık yazıp üstelemek istemiyorum, o yazarsa bakarım. Yaşananın yoğunluğundan bunalıp kendi comfort zone'una çekildiğini düşünüyorum, anlıyorum da. Ama yine de ilk zorda beni tamamen taça atması kırdı. Bu noktadan sonra o yazsa bile, birbirimizi yeniden tartmak gerekecek ve sıcak ve flirtive  sohbete geçmek çok daha zor olacaktır. Olsa bile yepyeni bir ilişki olur, eski bir şeyin devamı değil, bütün evreleriyle. Onun için eldeki haliyle bu ilişki bitti.

Ne oldu kronolojik gitmeye çalışayım ki bir delinin günlüğü gibi olmasın.

* Tanıdıkça hayran kaldım ona. Tarif etmekte belki de ömür boyu zorlanacağım bir uyum, kafa denkliği ile I got carried away.

* O kadar hızlı hayallere kapıldım ki, gelecek görmeye başladım ve içinde olduğumuz anın çok ötesine gittim kafamda.

* Aşık olmayı da unutmuşum bu son 10 yılda.

* Önce kendi kafamda yaptım bunu. Sonra ona karşı. Sonra da dünyaya ondan bahsederken.

* Bu yanlış, yoğun temponun sorumlusu benim. Driver seat'te ben vardım. Evet belki o da aynı özel bağa kapılarak, benim duygu yüklememi match etmeye çalıştı. Ama ona daha çok passenger rolü kaldı.

* Bir Morrissey şarkısı vardı "I carried my heart in my hand". Evet ben duygularını çok saklayan biri değilim. Ama bu sefer benim için bile çok aşırı oldu.

* O ise tanıdığım kadarıyla daha "reserved emotions" tarzı biri. Daha kontrollü, sağlam gitme eğiliminde biri. Ama benden 1-2 adım geride olsa bile kendi sınırlarını aşıyordu.

* Sadece karakter farkı da olmamalı bu. Geçmişlerde yaşananların da etkisi vardır her ikimiz için de.

* Bu bir yerde patlamaya mahkumdu. Ama göremedim. Hızın kesilmesi gerektiğini göremeyince ben, ona sadece direksiyonu kırmak kaldı. Pirelli reklamı mıydı o: "Kontrolsüz güç, güç değildir". Ne kadar güçlü hisler yaşamış olsak da doğru değildi olanlar.

* That's a pity! Hislerimden, hislerinden eminim ve o yaşanmış güzel anlardan pişmanlık duymayacağım ama yazık oldu. Yine de şimdi ve ilerde hep güzel hatırlanacak anlar / kişi / ilişki. Pişman olmayacağım.

* Olur bazen öyle. Daha doğrusunu yaşayamadıksa da, bir sebeple gerekliymiş demek ki demek istiyorum. Görmezden gelmemeliyim ve öğrenmeliyim sadece.

* En başlarda (ilişki başlamadan önce) çok hızlı ya da yavaş davranır ve kaçırırım diye korkuyordum. Asıl sorun, ilişki başladıktan sonraki hızımla oldu. Bunu hiç tahayyül dahi etmemiştim.

* Bu ilişkiye özel, yapılan pratik hataları bir başka blogta yazmıştım. Onlar olmasa, yavaş hızla gitsek ve zamanında bu duygu yoğunluğu olan noktaya gelinse aynısı gene olur muydu? Belki evet belki hayır. Bilemeyeceğiz hiç bir zaman. Belki de yavaştan da olsa gelinecek bir noktaydı bu (özellikle onun için). İkimiz de uzun yıllar bazı şeyleri bile isteye yapmamışız (benim için ilişki adını koymam, onun Karim'le tanıştırması birini)

* O bu süreci "buldumcuk olduk" diye tanımladı. Ben de bunu düşünmüştüm ama şimdi daha çok o kadar hasret kalınmış hislermiş ki "evcilik oynadık" diye tanımlamak istiyorum.

Şimdi sona atlayayım:

* İlk bunalım sinyali o Cuma günü geldi. "Sen de özlemiyor musun kendini" dedi. Ki özlüyordum da. Ama geri adım da olmuyordu her şey o kadar olağanüstü giderken. Binilmişti trene bir kere.

* Sonra o haftaiçi planı değiştikten sonra yaptıklarım ve ertesi gün yazdıklarım wakeup call oldu. Niyetimi anladığını o da söyledi ama etkisi öyle olmadı.

* Ben niye bu kadar kendimi açıklama gereği duydum? Bence sebep Ira. Hiçbir şeyi ne kendiliğinden görürdü, ne de 10-20 kere anlatmaya çalışsam anlardı.

* Manipülatifsin derdi. İçten içe kabul etmiyordum ama sadece tartışmayı kesmek için uzatmıyorum sanıyordum. İçime işlemiş. Onu bile açıklama gereği duydum Duygu'ya karşı.

* Diğer bütün her şeyi de uzun uzun anlatma gereği duyarken olan şey buydu. Tabii ki altından kalkamayacağım sözlere / işlere girmek istememem kısmı içimde olan bir şey. Ama bunu söyleme gereği Ira.

* Bu, suçu Ira'ya atmak değil. Bir analiz. Bir daha başkasına bunu yapmamalıyım. İnsanlar benim yaşadıklarımı, nedenlerimi bilmek zorunda değil. Onlara haksızlık.

* Önce soğukluk yaptı, birkaç gün düşündükten sonra açıkladı. Bencillik, beni manipüle edebileceğini mi düşünüyorsun tarzı şeylerle beraber geçmişinden bir şeyleri trigger ettiğimi gösteren laflar etti. Dediklerimi açıklamaya çalıştım konuşmanın çoğunda, daha başka şekilde (yavaş) yaşayabilirdik aslında dedim.

* Ertesi günler düşündüm aslında. Bir çok nedeni anlamam uzun sürmedi. Bagajlarla ilgili, ama hem ağrısı var hem de zaman istedi diye dememeyi tercih ettim.

* Öncelikle saygı duydum. Aslında insanlar benden zaman isteyince normalde yapamazdım (ki bu da çok büyük eleştiriydi önceleri), ama bu sefer yapmaya çalıştım, kendimi aştım hatta. Bagajdaki her şey de kötü değil. Bilmiyorum bu bende tümüyle değişmiş bir şey mi yoksa Duygu özelinde mi yaptım.

* İçim içimi yese de açıklamadım. Sadece ne yapacağımı bilemediğimi, ama o alanı vermek istediğimi söyledim.

* İçten içe aslında o anlarda bile farkettiklerimi anlatmayı ve onun bunları bilerek beklemesini istiyordum. Ama o benden bir tek şey istedi: sal beni. Saldım (kendimce). 

* Kendiyle bocaladığını söyledi. Kapıldığına kızgındı.

* Sonra küçük sinyallere tutundum.

* Küçük iyileşmelere umut bağladım.

* Ve o umutların bitmesi de zaman aldı.


* Her ne sebeple olursa olsun, daha açık bir iletişime olanak sağlamalıydı. Böylesine dışlayıp gitmekle ayıp etti.

* Gerekçesi karakteri, eski eşinin yaptıkları, benim karakterimle ilgili red-flag (ki 1 mesajla? hmmm), yoğunlukla gelen burnout, her ne olursa olsun daha şeffaf olmalıydı.

* Nedenini bilememem de göstermeli ki bu kadar hızlı heveslere / hayallere kapılmamalıyım.

* Ben anlardım / değişebilirdim ya da kimin başına bela olmuşum ki. Susar giderdim.

* Her şeye rağmen anlamaya çalışıp alan verme çabam güzel. Bu davranış devam etmeli.

* Bir sonraki ondan bile olağanüstü biri çıksa da sakin ve yavaşça build-up etmeli.

* Yine de açık sözlü içten sevmem de devam etmeli. Oyunlar oynamadan.



Biraz da ileriye dair:

* Artık ona yazıp üstelemek istemiyorum.

* Bu kapı kapandı ve susmak en doğrusu.

* Yazarsa cevap veririm tabii.

* Yazıp yazmayacağını bilmiyorum ve artık bunun üstüne çok düşünmek istemiyorum.

* Ne olacağını kontrol edemem.

* Yazarsa da aynı rahatlığı tekrar hissetmem zor olacaktır (doğru tempo & yoğunluk, daha açık iletişim ve bir daha el yükseldiğinde ya da herhangi bir problemde kaçmayacağından emin olmak). 

Onun da benzeri endişeleri olacaktır. Bu konu o yüzden kapandı. Artık olacağını hiç sanmıyorum. Olsa da yepyeni bir şey olur. 

* Ben kendi tarafımı anladım biraz. En azından birkaç ders aldım.

* Bu benim için yeterli gibi geliyor bu noktada.

* Duygu öyle özel bir insan ki bana bunların hepsini görme imkanı sundu.

* Onu hep güzel hatırlarım ilerde.

* 43 yaşında vurmuş bir piyango: Yaşananlar ve tekrar cesaret edebildiğimi / mümkün olduğunu görebilmem.

* Biri tekrar denk gelirse, kendimi çok daha hazır hissediyorum. Sağlıklı ve güzel bir ilişki yaşayabilmek adına bir hayli değişim yaşamışım.

*Bu ilişki bana ne aradığımı ve nerede hata yaptığımı gösterdi. Kişi değil, deneyim benim kazancım. 

Saturday, 30 May 2026

summer of george

cok cabuk kendimi mesgul edecek bir seyler bulmaliyim. gym e yazilayim ve biraz cardio yaparak sagligimi toparlayayim. sigarayi biraksam ve cok saglikli beslenmeye baslasam diyorum. her depresif olmaya basladigim donemde 5-10 kilo aldim, bu sefer buna izin vermemeliyim. diziye falan da baslamak lazim ya da FM. bu yaz yoksa kolay kolay gecmeyecek.

aklimdan cikmiyor. arada ruyama bile giriyor ama asil sorun sabah gozumu acar acmaz aklima ilk gelen onun olmasi. direkt uzuntuyle gozum aciliyor gune ve bu gun ici cok siklikla devam ediyor. keske bu kadar bos beles insan olmasaydim. cok vakit var dusunecek.

bu cekilip icine kapanmasi hic hosuma gitmedi. bu baska turlu daha seffaf iletisimle konusarak halledilebilirdi aslinda. belki 1-2 hafta bu sessizlik ok. ama anlardik birbirimizi, bulurduk daha bi yavas tempo. su an tumuyle dislanmis olmak, hic bir seye dahil olamamak cok uzuyor. benim su an neler yasadigimin farkinda midir? sanmiyorum. keske buyuk bir bok yeseydim ve direkt ayrilsaydi. hic umudum olmayacak olsaydi. bu tip bir "ara" / "ayrilik" cok zor bir durum. arada miyiz / ayrildik mi onu bile bilmiyorum aslinda.

ama maalesef ihtiyaci olan bu. sabirla bu istedigi zamani vermeye calisiyorum ama hic kolay gecmiyor. zor bir donemden geciyor. her sey ust uste bindi onun icin. temmuzdaki dugun biletini simdiden yakmaya karar vermesi bile burnout esiginde oldugunu gosteriyor. is yogun, ev alim surecinin buyuk stresi var, ev icin planlar secimler yapmasi gerekiyor, isler ayarlanmasi gerekiyor. aslinda en cok da yakinlarinda olup bikac basit isleri yapip yukunu azaltabilecegim bir donem olabilirdi.

kendi burnout a yaklastigim evrede saglikli dusunebilme yetimi ne kadar kaybetmis oldugumu hatirliyorum. onun icin ona kizamiyorum bu sekilde kactigi icin. anladigimi bile dusunuyorum. aslinda daha simdiden oturup daha saglikli bir birlikteligin nasil olabilecegini bulabilirdik iki zeki insan. ama buna kafa yoracak vakti / enerjisi yok. asil yapilmasi gereken oyle stresli acil isler var ki bu konuyu kenara atmak zorunda kaldi. 

belki 3 hafta tatilde rahatlar ve kafasini toplar. ya da eylulun ortasina evine tanisip yerlestikten sonraya kalir derinlemesine dusunebilmeye baslamasi. 

bu zaman araliginda ne kadar iletisim halinde kalacagiz, o da cok onemli. beraberken hissettiklerinin gercekliginden suphe etmiyorum. o da benim kotu seyler yaptigi dusunmuyordur. onun icin de bir noktada geri gelir diye dusunuyorum. ama bilemeyiz. 

bu patlama neden oldu? (1) oglanin hosuna gitmemesi evde olmam. belki de ilk kez aa bi de bunu idare etmem lazim dusuncesinin dank etmesi - bi de bu kadar yogun donemde (2) bi de o mesajim. hicbir seyi kendi gormeyen, 10-20 kez anlatsan da anlamayan ira'dan bir de bu travma kalmis. farkinda degildim. ben sadece iliskiye atilmaya korkuyorum saniyordum. ve o mesajin gecmis iliskisindeki problemleri animsatmasi. bu 2 madde sorunun kendi degildi sanirim, sadece trigger etti - wakeup call oldu.

bakalim bu surecte neler olacak. ne kadar iletisim olacak ve nasil olacak. son bir haftadir biraz sakinlemis gibi gorunuyor cevaplarinda. boyle devam ederse, arada o da baslatirsa (ki ruhum oksanmis olacak bu iyi niyet gostergeleri ile) bir sans var. ama boyle azalarak kopartmak bitirmek de en rahat gelen sey olabilir ona. normalde nasil ayrilan biri bilmiyorum ki. yani arada baglanti kopmazsa arada bulusursak falan ok. bilmiyorum ki hic ara verip konuyu konusamadan bekledigim bir iliskim olmadi ki. hic benlik bir sey diildi bu. ama bu sefer kabul ediyorum bunu, gerektigi gibi davranmaya calisiyorum. 

ihtimaldir ki ciddi bir iliskiyi istemedigine de karar verebilir. disi, tirnagiyla oglu icin kurmaya calistigi hayata odaklanmaya secebilir. mumkun ve ok. hazir olmayan biriyle beraber olmamam benim icin de daha iyi. hatta bunu aylar yillar sonra farkedecek olmasindansa simdi olmus olmasi da daha iyi. dating applere donmeyi de secebilir kucuk heyecanli denemeler icin ya da ciddi bir sey bulmak icin benim o kisi olmamam gerektigine karar verirse.

bence cok ozel bir uyum oldu aramizda. zaten ikimiz de cok uzun zamandir boyle bir iletisim yakalayabildigimiz birini bulamadigimizdan olsa gerek bokunu cikarip dakikasina evcilik oynamaya basladik sanirim. en azindan bana boyle oldugunu biliyorum ve yanlis hizin nedeni benimdir. o da durduramadi iste beni.

dating applerde cok gereksiz insanlar cikiyor insanin karsisina genelde. onun icin bi noktada aklina duserim "ulan aslinda vardi biri" gibi bi tarzda belki. ama bu da illa yazar, denemek ister demek degil. hic bilemeyebilirim bile.

bakalim zaman ne getirecek. eger bir daha beraber olursak bu sefer cok daha kuvvetli saglikli bir iliski insa edeebiliriz bence. misal aklima gelen hatalar ilk denemeden - ki onda da olacaktir bi bu kadar nokta:

* cocukla erken tanistirilma. cocuk icin degil aslinda. duygu icin. biz 2 yildir beraber olmus olsak da cocuk ilk gordugunde proses etmesi gerekecekti

* cocukla bulusmalar o kadar cok olmamaliydi. olunca da yapilanlar cocuk odakli olmaliydi. evde / disarda onun kendi/bizle/arklariyla eglenecegi aktiviteler. bizse cok fazla birbirimize vakit ayirdik. misal aksam cocugun yatma saatinden once 1,5-2 saat yuruyuse cikip onlarin mother-son anlari yasamasina imkan verebilirdim.

* daha cok burda bulusmaliydik. utrecht'te yapilacak daha cok sey var. onun evinde ise cogunlukla evde kaldik

* her hafta bulusmaya zaten gerek yoktu. uzaktayiz diye mi buna gereksinim duyduk. arada bosluklar atilmaliydi. ikimizin de yillar icinde alistigi bir yanlizlik var. ve insan ozluyor rutinini, kendini.

bakalim neler olacak. cok ozluyorum ama. hep simdi mumkun olsa simdi sunu yapardik gibi seyler geliyor aklima. hep aramak istiyorum. keske su an bunlari dusundugumu biliyor olsaydi en azindan. aciklama, anlatma firsati da vermedi diyelim. biraz beni birak mesajini acikca verdi. ve ben de neden olabilecegini anlayip icimde tutmaya devam ediyorum. ama bilse, simdi ya da onumuzdeki donemdedusunme firsatini buldugunda bakis acimi da biliyor olmasini isterdim. ona da iyi gelirdi bence ama. neyse simdilik kendi adima ben de ama en azindan simdiye kadar anlatip kafasini utulemedim diye teselli bulayi. konusabilimis olsak seffafca benim de icim rahatlar, daha sakince uzunca bekleyebilirdim ama tam da istedigi seyin tersi olurdu. 

bu evrede ben de kendi degisimimle ilgili cok sey gordum. tahmin ettigim bazi seyler dogrulandi. misal insanlari belki de o kadar onemsemedigimden mi sakin kalabiliyorum diye soru isaretim vardi. iliskim olsa ona karsi da sakin kalabilir miyim emin olamiyordum. zorlaniyorum ama basariyorum gibi dilimi tutmayi icim icimi yese bile. terapi cok ise yaramis sanirim. ve daha cok sey var ogrenecek bu ara donemde de. gonul ister ki donsun. ama donmuyorsa da bu surecte de gelisiyorum bir sonraki kisi icin. en azindan o kadar guzel seyler yasanirken bir sey ogrendim ki, hic olmayacak bi daha dedigim sey olabiliyormus. hislerim, cesaret edebilmem. bir tek kisiye bakiyormus. bir kisinin denk gelmesine. ama cita artik biraz daha yukseldi. baska yepyeni birine denk gelmek gerekmese keske. bakalim

aslinda bir gun bulussak ikimiz de bir icten sarilmayla aslinda bu evreyi kapatmis oluruz gozlerimizin icine bakarsak gibi geliyor. aslinda o bulusma amersfoort ta olsa. gecen sefer bir cok sey cok guzeldi ama o ilk bulusmada oldugu gibi bazi kucuk near-miss ler ile de tam olmamisti. bu sefer yanlis yaptigimiz seyleri de duzelterek daha guzeline baslamak icin guzel sembolik bir yer olmus olur. bakalim

Wednesday, 27 May 2026

duygu

 neler neler oldu hayatta. 2 haftadir bitigim. 

14 Nisanda atmisim o ilk postu. Ve sonrasi da 14 Mayista oldu. O kadar sey exactly 1 ayda mi olmus? Nasil bokunu cikarmisiz! Belki yillara bedel hisler / paylasim / birliktelik. Ozellikle de son 2 haftanin  rahat 2 ay gibi hissettirdigi dusunulunce.

Dunku yine sicak sohbetten sonra ilk defa bugun az once okudum 14 Nisan postunu. Ne kadar cok korkum dogru cikmis ama beklemedigim yerden gelmemis. O postuma bir de bugunden bakayim:

Paragraf 1:
Sabah/aksam konusmaktan, daha da abartip her firsatta bulusmak, ve sonra hic konusamamak. Daha baslamadan isin icine korkuyormusum. Basladi ve beraber yedik boku. Ama yine de benimdir kaynagi (benim abartili tempomla yasadik ve o da kapildi)

Paragraf 2:
Herkese ondan bahsetmekten korkmustum jinx ederim diye. Onun da bi noktada dilini isir, bu is bozulmasin gibi bisi dedigini hatirliyorum yasanirken. Aklimdan (ve umarim hayatimdan) hic cikmaz.

Paragraf 3:
Adi konuldu. Buldumcuk olundu (bi gun dusta kendime soyledigim seyi aramizda o seslendirdi). Ben baslamaya acele etmekten ya da gec kalmaktan korkarken; hic aklima gelmemis cok hizli, cok yogun yasamaktan da korkmam gerektigi. Ama o kadar dogru biri ki, o kadar kafa dengi ki, zekasi, delilikleri her seyi cok ozel kildi. Guzeldi ya! Yanlis tempoda/yogunlukta yapmis olsak da!

Paragraf  4:
Evet. Yanilmamisim o gun 20-25 yil derken. Basak'i kastetmistim. Su anki hissiyat aynen oyle. Sadece cok taze duygularim diye "en az o kadar, ondan bile dogru / yogun" vs. demek istemiyorum. O konuda verdict'imi bir kac sene sonra yapayim. Ama su anda sunu diyeyim: Bence oyle dusunecegim yillar sonra bile. Umarim bu sefer "asil o kisiydi" diye UZAKTAN diyor olmam. Hala umudum var bu isin donebilecegi hakkinda. Daha dogru, daha saglikli bir hizda. 2 zeki insan bence basaririz.

Paragraf 5:
O gun bile biliyormusum temkinli oldugunu. Kapildi iste. Zaten ondan sonra da ona pisman oldu. Ben niye durdurmadim bazi seyleri diye.

Paragraf 6:
Bir daha olabiliyormus. Bir tek insana bakiyormus her sey. Bulunmusken gonul ister ki yenisine denk gelmek gerekmesin ama olabiliyormus.

Paragraf 7:
Nothing to add

Paragraf 8:
Exponential ilerleyis hic durmadi. Ta ki elimizde patlatana kadar. Guzeldi be ama. Burdan dondurursek, o heyecan da guzel bisey oldu ikimize de. Bence her turlu bi zaman sonra o gunleri ikimiz de guzel hatirlariz. Yanlis tempodan cikardigimiz derslerle, birbirimize ve ozellikle cocuga gerekli alanlari da birakarak, cok daha saglikli cok daha sustainable bir iliski insa da edebiliriz. Ama iste?! Deneyecek miyiz bi daha? Yine de given the time, guzel hatirlanacaktir.

Paragraf 9:
O tek opusulen ruya neymis ki! Aslinda ruya gibi bir ay yasadik. Hem de canli canli! 

Yalniz bu paragrafta yazdiklarimin asil onemli kismi o degilmis. Bugunden bakinca oyle sikintili cumleler/kelimeler goruyorum ki travmalarimi gosteren. "Default yapmam gereken seyler" yazmisim, "yeteri kadar yapabiliyor olup olmamamdan endiseleniyor olayim" demisim. Tesekkurler Ira! Ben sadece iliskiye cesaret edememe travmasi biraktin saniyordum. Meger aslinda hep beni suclu hissettirecek, yetemedigime dair oynadigin soguk savas; hicbi lafi 10-20 kere de anlamaman asil damage'mis. Anca simdi farkina vardigim bi yara/bi travma birakmissin: Aksiyonlari gorebilecek, zeki birine kendimi defalarca farkli (ya da ayni) kelimelerle tekrar tekrar aciklama zorunlulugu hissetmem! Hicbir seyi yapmam gerekir diye yapmadim; icimden oyle geliyordu neyseki. Ama kim bilir kac kere fazla fazla acikladim o altini cizdigi gunden once de. Ve cabasi, bunun da onun bir travmasini trigger etmesi! Ne talihsiz bir 'match' bu ikimizin de en "ciddi" iliskisinin biraktigi travmalarin birbirini tetiklemis olmasi. 

Gerci asil sorun o degildi. Bunu asardik, asariz. O bi 'wake-up call' oldu. Islerin sogumaya baslamasi oyle oldu. Neyse omur boyu Ira 'excuse'ina siginacak degilim ya. Daha simdiden son 2 hafta ne kadar cok farkina vardim ve elimden geldigince o instict'leri durdurmaya calisiyorum. Kac kere Duygu'yu arayip bunlari soylemek istedim son 2 haftada.Neye yaniyorum en cok: Elalem suslu guzel laflar eder, aksiyona gelince hicbir sey cikmaz. Bense (o da biliyordur) aksiyonlarimda falan bencil davranmadim, ama laflarda sictim. Nays!

Acik acik konusuruz kisminda yanlis bir assumption yapmisim ama, cunku o baska insan. Herkesin tarzi farkli: kacip icine kapanmayi sececegini ongorememisim - ozellikle de boyle cok yogun gecen bi doneminde. Gerci dogru hizda yasasak onu basarirdik bence ya neyse. Gene de eger bir gun donecek olarsak konusmak lazim, butun sorunlarda boyle full icine kapanip iletisimi bitirmek mi tarzin diye?! Evet isine geliyorsa tarzi bir sey derse oturup guzelce dusunmem lazim.

Paragraf 10:
Yasananlardan sonra sanirim kaybetsem bile short/mid-term cok cok koyacak olsa da dukkani kapatmak cikarimi da yanlismis. Varmis bi yerlerde birileri. Olabiliyormus.

Paragraf 11: 
Evet cok asti sinirlarini. Zaten o yuzden kendine kizgin oldugunu, bocaladigini dile getirdi. Bu uzuntulere gerek yok demisim o gun. Ama guzeldi bea! Yasanirken superdi! En kotu senaryoda bile, belirli bir sure gectikten sonra da cok guzel hatirlanacak yasananlar. Onun icin deger simdilerde/baslarda cekilen acilara ya da alinan risklere.

Paragraf 12:
Burda cocuktan bahsederken daha bir araya gelecegimizden emin degildim. Bir hayali dusunmustum o gun. Fakat cocugun varliginin beni bilinmez sulara atacagini ve anlamadigim/bilmedigim konularda ne yapacagimi bilmiyor hale getireceginden emindim. Ama ben bu durumu anlarim, anlamaktan baska da yapmam gereken bisi yok ki zaten diye dusunmustum. O karar verir, dogrusunu bilir; sen de uyarsin Korhan demistim. Hafif cekinsem de dert etmemistim. Benim ilk oldugum, onun da zorlanacagi aklima hic gelmemis. Olmasi gereken her seyi biliyordur, process etmistir zaten diye assumption etmistim.

O paragrafin asil konusu gene o mesajta bahsedildi. Ben cidden degismisim. Olgunlasmisim. 2 haftadir icim icimi yiyip her dakika bu konulari detayli konusmak istesem de yapmadim. Terapi, yas ve onun o olusu. Hala baskasina olsa yapar miydim emin olamiyorum. Bi terapi bu kadar ise yarayabilir mi lan?! :)

Belki ona oyle gelmemistir ama aklimdakilerin %1'ini soylemedim. Icim icimi yese de iyi tuttum kendimi. Bi sekilde tek istedigi susman, biraz salmam dedim kendime. Ama hicbir sey yapmamak/yapamamak da zormus. 2 gun disini sordum. Baktim soguk ve kisa yaziyor. Susayim bari dedim, bari boyle siniri asmis olmayayim dedim. Sonra 2 gun zora geldin kayboldun piyasadan diye dusunur diye cekindim. Sonra bu asamada ne yapmam lazim diye sordum. Cevabini gordukten sonra gene mumkun mertebe uzatmadim. Ertesi gun disinda da sustum o yazana kadar. Gerci ilk gun ne kadar agladigimi ictigimi dusunursek cok daha fazla sacmayabilir/uzatabilirdim.  

Dip not: Cok mutluyum alkole siginmadim geri kalaninda gogsumdeki yumruyla bas edebilmek icin. Valla ben bu muyum artik? Gecenlerde Gokhan'la olanlarda da cok kontrollu olabilmistim. 

Ben doner mi burdan hic bilmiyorum ama bence hala son 3 cumlesi bu paragrafin cok dogru.

Paragraf 13:

Yine buyuk ihtimalle 1-2 adim ondeyim ondan. Ama o basta bir anne. Bir de onlarca isi var yapmasi gereken. Ev falan ozellikle. Benim gibi bos beles insan degil ki otursun sirf bu konuyu dusunsun. Kendi farkinda degildir kesin de bu kadar guclu biri olmasa, simdiye burnout olurdu. Gerci bence yine de cok zor bir donemde. Evine tasindiktan bi sure sonra anca bi rahatlar buyuk ihtimal. Bence dunku mesajlari bile guzel isaret. Biraz sakinlemis. Bu demek degil ki biz beraber olacagiz. Daha nasil asmasi gerektigini; ciddi iliski/cocuk denkleminde dusunmesi gereken bir cok sey vardir. Bu benden bagimsiz kismi. Bi de ondan sonra, iyi tamam da Korhan'la mi diye de dusunur belki. 

Bilmiyoruz ki hala birbirimizi o kadar cok. Ama bildiklerimde bile cok fazla travmatik sey yasanmis onceki iliskisinde. Tamam altindan kalkmis kendine hayat kurarken, ama yeni bir seye hazir olacak mi ever? Ya da bunlari dusunmeye ne zaman vakit bulur o da mechul. Umarim araliklarla dunku gibi sicak sohbetler olur. Sonra yavas yavas artar. Aslinda bence niyetler onemliydi. Ikimiz de oyle iyi niyetlerle (salakca, teenager'imsi olsa da) kapildik ki birbirimize, bu niyet sabit kaldikca birbirimizi ogrendikce bu iki zeki insan ne kadar guclu guzel bisey insa eder aslinda diyesi geliyor insanin ama sacma. Zaten boyle buyuk laflardan/hislerden bokumuz cikti. :) Hala denemeye deger diyeyim. Baska tempoda! 

Hizimdan (yavas ya da hizli) korktugumu soylemisim. Ama asil konu icin ya yanlis kisi cikarsa demisim. 2 haftadir tumuyle icine kapanip beni disladiginda bu korku beni tekrar sarmis farkina varmasam da. Nasil olur da hicbir sey yasanmamis gibi, yalanmis gibi benimle iletisimi bi dakikada tumuyle kapatir, bi kalemde atar beni bilincalti dusunceleriymis sanirim gogus kafesimi asil daraltan. Bunu anca dun farkettim. Ilk defa daha relaxed, benim hayatima dair sorularla sohbeti uzattiginda anladim. Elinden geleni yapiyor, bak yavas yavas sakinleyip yazabiliyor oldu. She really meant it then dedim birden. Ve gitti o gogsumdeki yumru. 

/////

Peki neydi bu yanlis tempo? 3-5 siralayarak yatayim:
* Cocukla tanistirma hizi (ama Duygu icin). Cocuk, oncesinde 1 yil beraber olsak ne bilecekti. Ona zaten sifirdan baslayacakti. 
* Cocuk icin aslinda cocugun hosuna gidecek aktivitelerin (ev ici, disi) odakta oldugu seyler yapilmaliydi gun icinde (misal o bikac saatlik monopoly gibi). Biz ne yaptik? Gunun cogunu birbirimizle gecirdik. Beraber bisey izlenebilirdi cocukla. Bouldering, masa tenisi, tenis ot bok gibi onun ilgisini cekecek seyler ya beraber yapilirdi (en basta bu da diil), ama asil o kendisi ya da arklariyla sevdigi seyleri yapabilecegi yerlere goturulurken biz kenarda konusabilirdik. 
* Misal aksamustu ya da yemekten sonra ben hep yuruyuse cikarim gibi bir sebeple onlara mother-son vakti birakabilirdim bi tik. Yuruyus de bana kotu gelmezdi yani. :/ ya da ben Gasaray macini izlicem diip odama cikabilirdim (ne yani omur boyu mac izlemicek miydim ki). Ya da baska bisi bakabilrdim Youtube'dan 1-2 saat
* Daha cok yine de Utrecht'te bulusulabilirdi. Neticesinde burda yapacak daha cok sey bulduk ama orda onun evinde geciriyorduk nerdeyse her dakikayi
* Bi de last but not least, bok mu vardi yani her haftasonu bulusmaya. Araya bosluklar atilabilirdi. Bazen de cocugun olmadigi hafta ici aksamlari 1 haftaici aksam beraber gecirebilirdi gerekirse digerinin evinden calisarak ertesi gun. Zaten butun isler patlamadan bi kac gun once, ilk sinyaller gelmeye baslamisti: "sen kendine ayirdigin vakitleri ozlemiyor musun. sadece ben olamam" diye ozetleyebilecegimiz. Ki ozluyordum da. Baska "ulkelerde" yasiyoruz diye, haftaicleri gorusmuyoruz diye her hafta sonu bulusmanin ne geregi vardi mk

/////

Peki bu salakligi niye yaptik iki zeki insan? Buyuk ihtimalle onun icin de oyledir ama en azindan kendi adima bir tahminim var. O kadar hasret kalmisim ki boyle hissettigim, hissettiren birine denk gelmeye; birdenbire evcilik oynamaya basladik.

Tuesday, 14 April 2026

duygular

Onu düşünüyorum hep. Onunla konuşuyoruz hep. Sabah akşam. Bu sefer, yıllar sonra, ilk defa bu kadar yakın hissetmişken işin içine etmekten korkuyorum. 

Herkese ondan bahsetmek istiyorum ama bir batıl inanç da mevcut. İş bozulacak diye korkuyorum anlatmaya başlarsam. Hep aklım onda ve aklımdan çıkmasını istemiyorum. 

Adı konulsun istiyorum hemen. Korkularım azalır ve sadece beraber açık açık bu duyguları yaşarız diye düşünüyorum. Hemen olsun istiyorum ama acele edip kaçırmaktan korkarken bir yandan, bir yandan da geç kalmaktan korkuyorum. 

Bu hisler bir daha yaşanabilirmiș demek ki. 20-25 yıl önceki endişeler bunlar belki de. İçimde yaşadıklarımı bilmediğinden arada attığım geri vitesleri anlamıyor. Benim neyim seni korkutuyor, üzülüyorum bile demişliği var. Ben kendimden korkuyorum. Bir yerde bir hata yapıp başlamadan kaybetmekten korkuyorum. Gel de anlat.

Temkinli bir insan olduğunu düşünüyorum. Ama buna rağmen yeteri kadar sinyal verdiğini düşünüyorum. Acaba onun aklından ne geçiyordur? Neyi, ne zaman yapmamı bekliyordur?

Her şey aslında çok yavaş başladı. Çok da ilgi uyandırmamıştı içimde tanıştırılmamız bahsi açıldığında. Birini aramıyordum. Aramayı bırak bir daha olmayacağından emindim. Kabul etmiştim. 

Önce biraz yazıştık. Meğer Hamburg'ta aynı anda aynı yurtta bile kalmışız. 

Konuştukça yavaş yavaş arttı ilgim. Sonra ilk buluşmadan sonra bir tık daha fazla konuşmaya başladık. Ama her şey aslında ikinci buluşmadan sonra oldu. İçimde bir heyecan başladı. İletişim çok çok daha arttı. Arttıkça kıpırtılar arttı. Onun neticesinde de paylaşım daha da arttı. Eksponansiyel ilerliyor herşey. Karşılıklı olduğundan neredeyse eminim. 

10 gün kadar önce rüyamda öpüştük. Bunun gerçekten olacağı gün gelsin istiyorum en kısa zamanda. En azından çok hızlı ilerlediğim, korkutup kaçırabileceğim endişelerim bitsin ya da azalsın. En azından bazı şeyler default yapmam gereken şeyler olmuş olsun. Sadece yeteri kadar yapabiliyor olup olmamaktan endişeleniyor olayım illa bir şey olacaksa da. Ama onları da açıkça konuşabilir oluruz.

Ben böyle birini bulmayı ummuyorken (nasıl birini yazmayacağım) nereden çıktı durup dururken? Buradan da hayal kırıklığı çıkarsa dükkanı kapatıp yatmak tercihim.

Bence o da kendi hikayesinden o ya da bu sebeple çekinceli davranmaya çalışıp üstüne koyarak ilerlerken  (ama hala kendi sınırlarını bile aşarken - ki bence o da kendisine şaşırıyordur) bu iş olmazsa bence cidden bırakayım lütfen bu işleri. Bu duyguları unutmuştum ama bu tip üzüntülere de alışmama gerek yok.

40larımızdayız ve çocuğu var. Onunla yollarımız teğet geçmiş olduğunda 20 yıl önce Hamburg'ta yollarımız böyle kesişmis olsa; neler olurdu, ne kadar başka ve muhtemelen ne kadar güzel bir hayatım olurdu diye dertlenecek değilim. Büyük ihtimalle yürütemezdik bile. Ben çok olmamış üründüm. Onu çok kısa zamanda kaybederdim. Bu yüzden kadere isyan edecek modda değilim 20 yıl önce olmamış şeyler için. Evet geç buldum onu ama 20 yıl değil 3-5 yıl geç diye düşünüyorum. Ama daha da erken kaybetmekten korkuyorum. Hala 40lardayız. Abim gibi 52imde ölebileceğimi hiç düşünmedim. Belki 30-40 yıl var önümde. Bence onunla gelecek mental sağlık ömrüme ömür bile katar. Yaşamaya anlam katan biri ve birliktelik. Kalan süresi her ne olursa olsun hayatımın, onu güzelleştirir bence o.

Umarım tümüyle yanılmıyorumdur. Muhtemelen ondan 2 adım önde olsam da kaybetmedikten sonra geriden gelmesine okeyim. Aslında en çok üzülmekten korkuyorum. Yıllardır kapalı bir kapı açıldı. Hayal kırıklığına hiç de hazır değilim. Ama bu hikaye şekillenmeyecekse bile benim çok hızlı hareket edip korkutup kaçırmamdan olsun ya da geç kalkmamdan. Yıllar sonra işte bu insan diye hissetmişken onu da yanlış kişiye hissetmiş olma ihtimali ile yüzleşmek istemiyorum hiç.

Korkuyorum anne!

-----

Update on 19 april

Haftasonu geçti. Evine döndü. Güzel bir haftasonu oldu. Detaylı yazmak istemiyorum şimdilik. Bu update i de içimdeki heyecanla anında en iyi arkadaşlara onu yazmamak için yapıyorum (bu kendimden başka kimsenin okumadığı blogda).

Üniversite yıllarında Selcan'a matematik temelli yaptığım felsefe geldi sadece aklıma. Türev ve integral üzerinden. Belki bir gün unutursam diye hala aklımda iken onu da buraya not düşeyim bari şimdi:

Mutlu bir hayat nedir? Nasıl olur? sorularının cevabı zor. Türevi bize bir fonksiyonun (x eksenine/t zamanına vs göre) kontrol hacmi dedikleri en küçük teorik imaginable ölçüde değişimi diye anlattılar. İntegral ise türevin tersi. Bu küçük aralıklardaki değişimlerin total etkisini gösteriyor. 

Şimdi mutlu hayatın formülünün türevini aldığımızı düşün zaman üzerinde. En küçük delta t deki değişimi oluyor bu. Buna control volume deki değişimi dediler demiştim. Şimdi biraz da kelime tanımını kullanalım control volume ündeki "control"ün. "Kontrol edebileceğin bir şeydeki" değişim. Mutlu hayat nedir sorusuna odaklanmaz ve türevine bakarsak ve kontrol edebileceğimiz pozitif değişikleri yaparsak bunun integraldeki etkisi de pozitif olacaktır. Hayatsa nedir? Bu delta t lerin toplamı (integrali). Bir fonksiyonun türevini alıp sonra da sonucun integralini alırsan esas (orijinal) fonksiyondaki t ye bağlı olmayan şeylerin (sabitin) asıl ne olduğunu bulamazsın. Buna da en basitinden herkesin sabiti kendine diyeyim.  Onun için tek bir genel geçer mutluluk formülü bulamıyor filozoflar. Asıl soru da bu olmamalı. Sabiti ne olursa olsun esas fokus kişinin kendisinin en iyisi olmasına odaklanması olmalı.

F = 2 t + 5 in türevi 2. Yani F' = 2

F' = 2 olan türev fonksiyonun integrali ise F = 2t + C.  C burada 3 mü 5 mi bilemeyiz matematiksel olarak.

Kısacası, daha mutlu bir hayat için biz delta t de 2 mi 3 mü  5 mi -1 mi sonucu alacağız ona odaklanmalıyız sadece (F'= 2; F'= 3, F'=5, F'=-1 vs.). Kontrol edebileceğimiz şey bu! Herhangi delta t de ne bizim hayatımıza olumlu katkıda bulunur.

Ana konuya bir kısa dönersek, onun türeve pozitif bir etkisinin olacağına daha da çok inanıyorum bu haftasonundan sonra. Ve dolayısıyla!..