Her şeyin bittiğini artık anladım. Başlarda anlamak istememiştim. Hiç "ara" verme yaşadığımı hatırlamıyorum zaten. Bir kaç hafta arafta dururuz / duruyoruz sanıyordum başta, sonra aylar bile sürebilir gibi geldi ama bir haftadır jeton düştü.
Şimdi (özellikle bu son hafta sonrası) artık geriye yönelik yazmanın zamanı. Gelecek için biraz analiz / ders çıkarma vakti. Bir başka ilişkide en azından aynı hataları yapmamak için bir not olsun bu.
Dipnot: Artık yazıp üstelemek istemiyorum, o yazarsa bakarım. Yaşananın yoğunluğundan bunalıp kendi comfort zone'una çekildiğini düşünüyorum, anlıyorum da. Ama yine de ilk zorda beni tamamen taça atması kırdı. Bu noktadan sonra o yazsa bile, birbirimizi yeniden tartmak gerekecek ve sıcak ve flirtive sohbete geçmek çok daha zor olacaktır. Olsa bile yepyeni bir ilişki olur, eski bir şeyin devamı değil, bütün evreleriyle. Onun için eldeki haliyle bu ilişki bitti.
Ne oldu kronolojik gitmeye çalışayım ki bir delinin günlüğü gibi olmasın.
* Tanıdıkça hayran kaldım ona. Tarif etmekte belki de ömür boyu zorlanacağım bir uyum, kafa denkliği ile I got carried away.
* O kadar hızlı hayallere kapıldım ki, gelecek görmeye başladım ve içinde olduğumuz anın çok ötesine gittim kafamda.
* Aşık olmayı da unutmuşum bu son 10 yılda.
* Önce kendi kafamda yaptım bunu. Sonra ona karşı. Sonra da dünyaya ondan bahsederken.
* Bu yanlış, yoğun temponun sorumlusu benim. Driver seat'te ben vardım. Evet belki o da aynı özel bağa kapılarak, benim duygu yüklememi match etmeye çalıştı. Ama ona daha çok passenger rolü kaldı.
* Bir Morrissey şarkısı vardı "I carried my heart in my hand". Evet ben duygularını çok saklayan biri değilim. Ama bu sefer benim için bile çok aşırı oldu.
* O ise tanıdığım kadarıyla daha "reserved emotions" tarzı biri. Daha kontrollü, sağlam gitme eğiliminde biri. Ama benden 1-2 adım geride olsa bile kendi sınırlarını aşıyordu.
* Sadece karakter farkı da olmamalı bu. Geçmişlerde yaşananların da etkisi vardır her ikimiz için de.
* Bu bir yerde patlamaya mahkumdu. Ama göremedim. Hızın kesilmesi gerektiğini göremeyince ben, ona sadece direksiyonu kırmak kaldı. Pirelli reklamı mıydı o: "Kontrolsüz güç, güç değildir". Ne kadar güçlü hisler yaşamış olsak da doğru değildi olanlar.
* That's a pity! Hislerimden, hislerinden eminim ve o yaşanmış güzel anlardan pişmanlık duymayacağım ama yazık oldu. Yine de şimdi ve ilerde hep güzel hatırlanacak anlar / kişi / ilişki. Pişman olmayacağım.
* Olur bazen öyle. Daha doğrusunu yaşayamadıksa da, bir sebeple gerekliymiş demek ki demek istiyorum. Görmezden gelmemeliyim ve öğrenmeliyim sadece.
* En başlarda (ilişki başlamadan önce) çok hızlı ya da yavaş davranır ve kaçırırım diye korkuyordum. Asıl sorun, ilişki başladıktan sonraki hızımla oldu. Bunu hiç tahayyül dahi etmemiştim.
* Bu ilişkiye özel, yapılan pratik hataları bir başka blogta yazmıştım. Onlar olmasa, yavaş hızla gitsek ve zamanında bu duygu yoğunluğu olan noktaya gelinse aynısı gene olur muydu? Belki evet belki hayır. Bilemeyeceğiz hiç bir zaman. Belki de yavaştan da olsa gelinecek bir noktaydı bu (özellikle onun için). İkimiz de uzun yıllar bazı şeyleri bile isteye yapmamışız (benim için ilişki adını koymam, onun Karim'le tanıştırması birini)
* O bu süreci "buldumcuk olduk" diye tanımladı. Ben de bunu düşünmüştüm ama şimdi daha çok o kadar hasret kalınmış hislermiş ki "evcilik oynadık" diye tanımlamak istiyorum.
Şimdi sona atlayayım:
* İlk bunalım sinyali o Cuma günü geldi. "Sen de özlemiyor musun kendini" dedi. Ki özlüyordum da. Ama geri adım da olmuyordu her şey o kadar olağanüstü giderken. Binilmişti trene bir kere.
* Sonra o haftaiçi planı değiştikten sonra yaptıklarım ve ertesi gün yazdıklarım wakeup call oldu. Niyetimi anladığını o da söyledi ama etkisi öyle olmadı.
* Ben niye bu kadar kendimi açıklama gereği duydum? Bence sebep Ira. Hiçbir şeyi ne kendiliğinden görürdü, ne de 10-20 kere anlatmaya çalışsam anlardı.
* Manipülatifsin derdi. İçten içe kabul etmiyordum ama sadece tartışmayı kesmek için uzatmıyorum sanıyordum. İçime işlemiş. Onu bile açıklama gereği duydum Duygu'ya karşı.
* Diğer bütün her şeyi de uzun uzun anlatma gereği duyarken olan şey buydu. Tabii ki altından kalkamayacağım sözlere / işlere girmek istememem kısmı içimde olan bir şey. Ama bunu söyleme gereği Ira.
* Bu, suçu Ira'ya atmak değil. Bir analiz. Bir daha başkasına bunu yapmamalıyım. İnsanlar benim yaşadıklarımı, nedenlerimi bilmek zorunda değil. Onlara haksızlık.
* Önce soğukluk yaptı, birkaç gün düşündükten sonra açıkladı. Bencillik, beni manipüle edebileceğini mi düşünüyorsun tarzı şeylerle beraber geçmişinden bir şeyleri trigger ettiğimi gösteren laflar etti. Dediklerimi açıklamaya çalıştım konuşmanın çoğunda, daha başka şekilde (yavaş) yaşayabilirdik aslında dedim.
* Ertesi günler düşündüm aslında. Bir çok nedeni anlamam uzun sürmedi. Bagajlarla ilgili, ama hem ağrısı var hem de zaman istedi diye dememeyi tercih ettim.
* Öncelikle saygı duydum. Aslında insanlar benden zaman isteyince normalde yapamazdım (ki bu da çok büyük eleştiriydi önceleri), ama bu sefer yapmaya çalıştım, kendimi aştım hatta. Bagajdaki her şey de kötü değil. Bilmiyorum bu bende tümüyle değişmiş bir şey mi yoksa Duygu özelinde mi yaptım.
* İçim içimi yese de açıklamadım. Sadece ne yapacağımı bilemediğimi, ama o alanı vermek istediğimi söyledim.
* İçten içe aslında o anlarda bile farkettiklerimi anlatmayı ve onun bunları bilerek beklemesini istiyordum. Ama o benden bir tek şey istedi: sal beni. Saldım (kendimce).
* Kendiyle bocaladığını söyledi. Kapıldığına kızgındı.
* Sonra küçük sinyallere tutundum.
* Küçük iyileşmelere umut bağladım.
* Ve o umutların bitmesi de zaman aldı.
* Gerekçesi karakteri, eski eşinin yaptıkları, benim karakterimle ilgili red-flag (ki 1 mesajla? hmmm), yoğunlukla gelen burnout, her ne olursa olsun daha şeffaf olmalıydı.
* Nedenini bilememem de göstermeli ki bu kadar hızlı heveslere / hayallere kapılmamalıyım.
* Ben anlardım / değişebilirdim ya da kimin başına bela olmuşum ki. Susar giderdim.
* Her şeye rağmen anlamaya çalışıp alan verme çabam güzel. Bu davranış devam etmeli.
* Bir sonraki ondan bile olağanüstü biri çıksa da sakin ve yavaşça build-up etmeli.
* Yine de açık sözlü içten sevmem de devam etmeli. Oyunlar oynamadan.
* Artık ona yazıp üstelemek istemiyorum.
* Bu kapı kapandı ve susmak en doğrusu.
* Yazarsa cevap veririm tabii.
* Yazıp yazmayacağını bilmiyorum ve artık bunun üstüne çok düşünmek istemiyorum.
* Ne olacağını kontrol edemem.
* Yazarsa da aynı rahatlığı tekrar hissetmem zor olacaktır (doğru tempo & yoğunluk, daha açık iletişim ve bir daha el yükseldiğinde ya da herhangi bir problemde kaçmayacağından emin olmak).
* Onun da benzeri endişeleri olacaktır. Bu konu o yüzden kapandı. Artık olacağını hiç sanmıyorum. Olsa da yepyeni bir şey olur.
* Ben kendi tarafımı anladım biraz. En azından birkaç ders aldım.
* Bu benim için yeterli gibi geliyor bu noktada.
* Duygu öyle özel bir insan ki bana bunların hepsini görme imkanı sundu.
* Onu hep güzel hatırlarım ilerde.
* 43 yaşında vurmuş bir piyango: Yaşananlar ve tekrar cesaret edebildiğimi / mümkün olduğunu görebilmem.
* Biri tekrar denk gelirse, kendimi çok daha hazır hissediyorum. Sağlıklı ve güzel bir ilişki yaşayabilmek adına bir hayli değişim yaşamışım.
*Bu ilişki bana ne aradığımı ve nerede hata yaptığımı gösterdi. Kişi değil, deneyim benim kazancım.